Tüp bebek tedavisinde en büyük devrimlerden biri olan PGT (Preimplantasyon Genetik Test), embriyoların anne rahmine transfer edilmeden önce genetik yapılarının incelenmesi işlemidir. 2026 yılı itibarıyla, sadece bilinen genetik hastalıkları tespit etmekle kalmayıp, embriyonun tutunma şansını en yüksek seviyeye çıkaran teknolojilerle donatılmıştır.
Bu rehberde, PGT nedir, türleri nelerdir ve 2026’da bu testlerin başarı oranlarına etkisi nedir gibi soruların yanıtlarını bulacaksınız.
PGT Nedir ve Neden Gereklidir?
Preimplantasyon Genetik Test, tüp bebek sürecinde laboratuvar ortamında geliştirilen embriyolardan alınan bir hücre örneğinin genetik laboratuvarında analiz edilmesidir. Bu işlemin temel amacı, kromozomal olarak normal (öploid) embriyoyu seçerek sağlıklı bir gebelik başlatmaktır.
2026 tıp dünyasında PGT, sadece bir “seçenek” değil, özellikle belirli risk grupları için “altın standart” bir prosedür olarak kabul edilmektedir. Bu test sayesinde, genetik bozukluğa bağlı düşükler ve sakat doğum riskleri transfer öncesinde elenmektedir.
PGT Türleri: 2026’da Hangisi, Ne İçin Yapılır?
Genetik bilimi geliştikçe, PGT işlemleri de kullanım amaçlarına göre üç ana kategoriye ayrılmıştır:
1. PGT-A (Anöploidi Taraması)
Embriyolardaki kromozom sayısının doğru olup olmadığını inceler. 2026 standartlarında, 23 çift kromozomun tamamı NGS (Yeni Nesil Dizileme) yöntemiyle taranır. Down Sendromu gibi sayısal anomaliler bu aşamada tespit edilir.
2. PGT-M (Monojenik/Tek Gen Hastalıkları Taraması)
Ailede bilinen bir genetik hastalık (SMA, Kistik Fibrozis, Akdeniz Anemisi vb.) varsa, embriyoların bu spesifik hastalığı taşıyıp taşımadığı kontrol edilir. 2026 teknolojisiyle artık nadir görülen binlerce genetik hastalık bu yöntemle taranabilmektedir.
3. PGT-SR (Yapısal Düzenleme Taraması)
Ebeveynlerden birinde translokasyon veya inversiyon gibi kromozomal yapısal bozukluklar varsa tercih edilir. Dengeli ve dengesiz kromozom yapıları birbirinden ayrıştırılarak sağlıklı gebelik hedeflenir.
PGT Süreci Nasıl İşler?
Süreç, embriyo gelişiminin en kritik aşaması olan Blastokist (5. Gün) evresinde gerçekleştirilir.
- Biyopsi Aşaması: Uzman embriyologlar, lazer kullanarak embriyonun dış çeperinden (ileride plasentayı oluşturacak doku) birkaç hücre alır. Bu işlem embriyonun kendisine zarar vermez.
- Vitrifiye (Dondurma): Hücre örneği laboratuvara gönderilirken, embriyo yüksek başarı oranlı dondurma tekniği ile saklanır.
- Genetik Analiz: 2026’da yapay zeka destekli algoritmalar, hücredeki DNA dizilimini saniyeler içinde analiz ederek en sağlıklı embriyoyu raporlar.
- Transfer: Analiz sonucunda “Normal” olarak raporlanan embriyo, anne adayının rahmi hazırlandığında transfer edilir.
Kimler PGT Yaptırmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda PGT kullanımı, başarı oranlarını %70-80 bandına çekmektedir:
- İleri Anne Yaşı (35+): Yaşla birlikte yumurta kalitesindeki düşüşe bağlı kromozomal hata riski artar.
- Tekrarlayan Gebelik Kayıpları: Nedeni açıklanamayan düşüklerin %60’ı genetik bozukluklardan kaynaklanır.
- Başarısız Tüp Bebek Denemeleri: Kaliteli embriyo transferine rağmen gebelik oluşmayan durumlar.
- Bilinen Genetik Taşıyıcılık: Ebeveynlerin genetik bir hastalığın taşıyıcısı olması.
2026 Teknolojisinin Getirdiği Avantajlar
2026 yılında PGT süreci, “Non-Invasive PGT” (Biyopsisiz PGT) çalışmalarının da olgunlaşmasıyla yeni bir boyuta geçti. Artık embriyonun içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınarak da genetik kodlar okunabilmektedir. Ayrıca yapay zeka, embriyonun sadece genetik durumunu değil, rahim içi tutunma potansiyelini (implantasyon skoru) de tahmin edebiliyor.
Sonuç: Neden PGT?
PGT, bir tüp bebek tedavisinde “vakit kaybetmemek” demektir. Genetik olarak sağlıksız bir embriyonun transfer edilmesi; gebelik oluşmaması, düşük veya problemli bir süreç anlamına gelir. PGT ile doğru embriyo seçildiğinde, eve canlı bebekle dönme oranı (Live Birth Rate) maksimuma çıkar.
